
6 aylık hakî yeşil bir mola...
keyfiyetten değil...
mecburiyetten...
bu defa yazacak daha çok şey var...
bloğa sığmayacak ama,
usul usul sızacak...
64 gün sonra hakî yeşillerden ve emanet klavyelerden kurtulmak dileğiyle...
dansçı, şarkıcı, besteci, aranjör, aktör ve prodüktör... işini layıkıyla yapmış bir dünya yıldızı kaydı gitti semalarımızdan... dansıyla, müziğiyle, imajıyla, duruşuyla öyle ya da böyle o bir yıldızdı... çocukluğumun tekerlemelerinde Madonna ile yanyana andım adını, kendini bilmeden... çok dinlememişimdir, hayranı olmayabilirim ama onu takdir etmekten de geri kalamam...
daha önce hiçbir dizinin bitmesine bu kadar sevinmemiştim sanırım. köşe yazılarında geleneksel tutumu sürekli alaya alıp eleştiren gülse birsel, müthiş bir geleneksel tutumun altını çizdi avrupa yakası projesinde... bu tutumun adı "suyunu çıkarmak" idi. yapımcılar sözleşmeler vs hikaye... para herkese tatlı geldi kuşkusuz... ülkenin en çok izlenen, takdir edilen, gülünen reyting alan dizilerinden biri olduğu gerçek. ancak hakettiği yergiyi ve eleştiriyi aldığını sanmıyorum.
ilkbahar sonu ve yaz boyu medyanın hemen her kolundan şu cümleler avaz avaz kulağınıza çalınır: yaza incecik girin! forma girmenin 10 kolay yolu! 3 adımda göbeğinizi eritin! erişte diyeti! revani diyeti! madonna diyeti! su içerek zayıflayın! bunlar yetmez gibi köşe yazarlarını, sabah ve öğle kuşaklarını da sarar bu durum. diyetisyenler kanallarda cirit atar. 200 kilodan 60 kiloya düşmüş mucizevi örnekler de cabası. herkesin farklıdır tavsiyesi, akupunktur, spor, çeşitli diyetler, pilates, vs. diye diye kafanızı şişirirler...